İnsülin Direnci Ve Kilo Sorunu

İşinize odaklanmada zorlanıyor, unutkanlık yaşıyorsanız… Olur olmaz şeylere sinirlenip duran şu alıngan halinize hayret ediyor, çabucak kızıp sinirleniyorsanız… Ve bu arada bel çevreniz her gün biraz daha genişliyorsa, bu yazıyı daha dikkatli okuyun. Sorunun arka planında insülin direnci olabilir.

NEDENLERİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Genetik yönden temayülünüz varsa, örneğin ailenizde özellikle orta yaşlar sonrasında başlayan şeker hastalığı yani erişkin tipi diyabet fazlaysa, üstelik bir de orta yaşlara yaklaşmışsanız ve ayrıca şekerli, unlu, nişastalı yiyeceklerden fazlaca hoşlanıyor, pizza, pilav tutkunuzu abartıyorsanız, hele bir de yemekten hemen sonra halsiz düşüp yan gelip yatıyorsanız, insülin direnci sorununa yakalanma ihtimaliniz var.

Yiyeceklerdeki şeker, un, nişasta, yağ oranı yükseldikçe, pankreasınız biraz daha uyarılıyor. Pankreastan kana fazla miktarda insülin pompalanıyor. Dolaşım
sistemimiz insülin kaynıyor. Ortaya çıkan metabolik tablo ise hücrelerin insüline yanıt vermesini engelliyor. Sonuçta şeker, enerji kaynağı olarak kullanılamıyor. Alınan kaloriler de karaciğerde, omentumda, göbek, bel, kalça ve gıdıkta yağ olarak depolanıyor.

NE YAPMALI?
Kilo sorunu insülin direncinden kaynaklanıyorsa, problemin çözümü için sadece diyet yapmanız ya işe yaramıyor ya da faydadan çok zarar veriyor. Verilen
kilolar misliyle geri alınıyor. Çünkü arkada açık kalan “insülin vanası” kapatılmadıkça, sorun çözülemiyor. ınsülin direncinin çözümlenmesi, her şeyden önce bu insülin bolluğuna bir çare bulmaktan geçiyor.

Kısacası kilo sorununuzun arka planında insülin direnci olduğunda üçlü bir planı devreye sokmak gerekiyor: Diyet, egzersiz ve ilaç. Bu üçlü planı oluşturmak ve sorununuza kalıcı bir çözüm bulmak, doktorunuzun başarabileceği bir süreç. Ama bu karar sürecinde o da bir beslenme ve egzersiz uzmanıyla işbirliği yapmak zorunda. Yani bir “takım oyunu” gerekiyor.

DİYET ŞART
İnsülin direncine bağlı kilo problemi söz konusu olduğunda bir beslenme planı yapmak şart. Bu planın her halükarda düşük glisemik yüke sahip besinlerle oluşturulması gerekir. Yani pankreastan insülin salgılanmasını tahrik etmeyen yiyeceklere ağırlık vermek en önemli noktalardan biri.

Meyvelerde muz, incir yerine elma, kayısı seçmeli, beyaz ekmek yerine köy ekmeği ya da çavdar ekmeği yemeli, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı tercih etmelisiniz. Diyetisyeninizin size düşük glisemik yüklü besinlerle beslenme konusunda yeterli eğitimi vermesi atılacak ilk adım. Tabii ki bu arada en azından sağlıklı bir kiloya inene kadar kalori kısıtlaması yapmanız da gerekli. Yani beslenme planı veya diyet şart ama tek başına yeterli değil.

Antibakteriyel sabunlar faydalı mı. Elleri sık sık yıkamanın, özellikle sabunla birlikte dikkatli bir temizlik yapmanın sağlığı korumada ne kadar önemli bir unsur olduğu, özellikle domuz gribi olayından sonra daha iyi anlaşıldı.

Bununla birlikte antibakteriyel sabunlarla sürekli olarak ellerimizi ve bedenlerimizi yıkayıp durmamızın da gerekmediği, hatta zararlı olabileceği anlaşılıyor. Bu alışkanlığın cildin bağışıklık sistemini bozabileceği ve hastalanmayı kolaylaştırabileceği belirtiliyor.

Ellerimizi yıkamak, fırsat buldukça el temizliği yapmak mutlaka gerekli ama antibakteriyel sabunları abartmamakta fayda var.

EGZERSİZ ŞART
Fazla kiloları verme ve kilo almama planına mutlaka aktivite/egzersiz çalışmalarını da eklemek gerekiyor. Kanda insülin-şeker dengesini sağlamanın
en garanti yollarından biri bu. En az ilaç ve diyet kadar etkili bir yöntemdir egzersiz yapmak. Özellikle aerobik egzersizlerin direnç ve dayanıklılık egzersizleriyle kombine edildiği, kas miktarını ve gücünü artıran egzersizleri seçmek etkili oluyor. Bu iki önlemin yetersiz kaldığı durumlar da var. Eğer insülin direnci sorunu
bir hayli ilerlemiş ve glukoz tolerans bozukluğu da başlamışsa, ilaçlardan da faydalanmak gerekebiliyor.

EGZERSİZ UZMANI ÖZCAN KIZILTAŞ
Uyku bozukluğuna yakalananlarda sık görülmeye başlanan sorunlardan biri de ‘huzursuz bacak sendromu’dur. Bu kişilerde özellikle gece saatlerinde bacaklarda -seyrek olarak da kollarda- uyuşma, yanma, karıncalanma, kendiliğinden atmalar ve kramp gibi problemler ortaya çıkar. Bu belirtiler, uykuya dalmayı güçleştirebildiği gibi uyku bölünmelerine de yol açabilir.

Uykuda sıçrama olarak bilinen ve normalde zararsız olan (çoğumuzda uykuya başlarken 1-2 kez ortaya çıkabilen) problem, bu sendromda gece boyunca
tekrarlayabilir. Rahatsız ayak sendromu olanlarda gıdıklanma, kaşıntı, çekilme hissi gibi belirtilere de sık rastlanır.

Rahatsız ayak sendromu olanların bir kısmında, arka planda strese bağlı bozukluklar, hipokondriyak özellikler (hastalık hastalığı eğilimi), depresyon, aşırı stres reaksiyonları olabilir. Ama sorunun nedeninin yalnızca ruhsal problemlerle izah edilemeyeceği de bilinmektedir. Özellikle kadınlarda demir eksikliği kansızlığı, B12 vitamini eksikliği gibi nedenlerin dikkatle araştırılması tavsiye edilmektedir.

“İnsülin Direnci Ve Kilo Sorunu” Hakkında Yorum Yapılmamış.
Düşüncelerinizi Alabilir miyiz?